Gençlere edebiyat yoluyla birtakım değerleri öğretmek, benimsetmek düşüncesi son zamanlarda yeni çıkan birçok romanda kendini gösteriyor. Edebiyatın ne olduğundan, gerçek edebiyat ürünlerinden adamakıllı uzak olan bu anlayış sahiplerinin, "öğretici roman" sözünden anladıkları, sadece ululuğa erme öyküleriyle sınırlı. Henüz okuma serüveninin başında olan gençlere, bu anlayış kadar hiçbir düşman güç zarar veremez. Seri biçimde üretilen kitaplardan bazılarını, bütün sabrımı toplayarak, kabaran midemi yatıştırmaya çalışarak şöyle bir karıştırıyorum; değişen hiçbir şey yok. Hatta bu yeniler daha kötü, daha acemi; konu bayağı, kurgu yok, Türkçe rezalet. Bütünüyle sıradan sokak dili kullanılıyor bu tür romanlarda.
Aşağıdakilerden hangisi bu parçada yakınılan durumlardan biri değildir?