Pencereye yaklaşıp yorgun gözlerle baktı muhtar. Köy, güneşin altında yaralı, beyaz bir hayvan gibi yatıyordu. Soluk alıp verişi durmak üzereydi sanki; ev ev, sokak sokak ürperiyordu. Derken, kağnı gıcırtıları geldi bir yerlerden; duttaki serçe sürüsü hışırtıyla havalandı, ikiye bölündü sonra; yarısı kim bilir kimin avlusuna yağmur hızıyla inerken ötekiler yukarıya, Cıngıl Nuri’nin evine doğru uçtu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır?